Giriş ve Maddi Hukuk Kıstasları
5510 sayılı Kanun’un 25. maddesi, sigortalının veya iş kazası/meslek hastalığı sonucu sigortalının çalışma gücünün ya da iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybetmiş olmasını malullüğün kurucu unsuru olarak aramaktadır. Ancak bu oranın tespiti, tamamen tıbbi ve hukuki parametrelerin kesiştiği, idari süreçleri son derece karmaşık bir uyuşmazlık alanıdır.
SGK Sağlık Kurulu, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu Hiyerarşisi
Malullük aylığı talebi reddedilen sigortalı, öncelikle Kurum bünyesindeki Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na (YSK) itiraz etmek zorundadır. YSK kararları idari açıdan kesin olmakla birlikte, yargısal denetim mekanizmasını bağlayıcı nitelikte değildir.
Malullük Tespitinde Yargısal Kanıt Hiyerarşisi
├── Kurum Sağlık Kurulu / Yüksek Sağlık Kurulu (İdari aşama - Bağlayıcı değil)
├── Üniversite Hastaneleri / Tam Teşekküllü Eğitim Araştırma Hastaneleri Raporları (Delil başlangıcı)
└── Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu (Mahkemeyi yönlendiren kesin delil mahiyetinde)
Yargılama Usulü ve İlliyet Bağının Kurulması
YSK kararına karşı açılacak davada görevli mahkeme İş Mahkemesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun istikrarlı içtihatlarına göre; davacının çalışma gücü kayıp oranının tespitinde, Sağlık Bakanlığı'nın "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" ekindeki cetveller esas alınmalıdır. Mahkeme, YSK raporu ile davacının sunduğu hastane raporları arasında çelişki varsa, bu çelişkiyi gidermek üzere dosyayı Adli Tıp Kurumu (ATK) ilgili İhtisas Kurulu’na göndermek zorundadır. ATK raporuna yapılacak haklı itirazlar halinde ise Adli Tıp Birinci Üst Kurulu’ndan nihai rapor alınarak hüküm kurulması usuli bir zorunluluktur.
Yorumlar
Yorum Yapın
E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.